-

At

At (Equus caballus), memeliler sınıfının, Perissodactyla (tek toynaklılar) takımının, Hippomorpha alt takımının, Equidae (atgiller) familyasının, Equus cinsine âit bir türdür.

Grup:        Omurgalılar        Vertebrata
Sınıf:         Memeliler           Mammalia
Alt Sınıf:    Plesentalılar       Placentelia
Takım:       Tırnaklılar          Ungulata
Alt Takım:  Tektırnaklılar     Perissodactyla
Familya:    Atgiller                Equidae
Cins:         Equus
Tür:          At                        Equus caballus

Equus, atgillerden oluşan bütün tekparmaklı memelileri kapsar; eşek, zebra, yaban eşeği ve bütün at ırkları. Fakat at sözü ile, yalnız evcil at türünden ibaret olan at altcinsi kastedilir. Evcil atın yabani soyu bilinmemektedir. Günümüzde resmi olarak tanınan 150’den fazla at ve pony ırkı vardır.

Atın kestanecikli dört ayağı ve güçlü toynakları vardır. Toynağı öteki tekparmaklılarınkinden daha geniş ve değirmidir. Kulakları küçüktür. Donu çizgisiz, yelesi gürdür. Kuyruğu, dibinden itibaren kalın kıllarla donanmıştır. Bugün steplerde, yaşlı bir aygırın önderliğinde sürüler halinde yaşayan yabani atların evcil atlardan türeme olduğu herkesçe kabul edilir.

Atların Özellikleri

Atın yetişkin erkeğine aygır”, dişisine “kısrak”, genç atlara “tay”, yumurtaları alınarak hadım edilene “iğdiş“, üreme için kullanılan aygıra “damızlık“, koşum atlarının erkeğine “beygir“, dişisine bazı yörelerde “gölük denilmektedir.

Eskiden aygırlar binicilik için kullanılırken, kısraklar sadece üreme amacıyla tutuluyordu. İğdişler, iş hayatında (ormancılık, tarım, taşıma) ve kadınların at binmesi için kullanılıyordu. Bununla birlikte günümüzde iğdişler, binicilik atları olarak aygırların yerini almıştır.

Atlar, vücut yapılarına, çabuk ve uzun koşma yeteneklerine, yük taşıma güçlerine göre sıcakkanlı atlar (binek atları) ılıkkanlı atlar ve soğukkanlı atlar (koşum atları) diye başlıca iki gruba ayrılır.

at ve tay bakımı

Sıcakkanlı atlar küçük, canlı mizaçlı ve narindir. Vücut orta irilikte, hafif ve ince yapılıdır. Kaslar soğukkanlılara göre az gelişmiştir. Vücudu örten kıllar kısadır. Çok hızlı ve sürekli koşabilirler. Genellikle binek, hafif çekim, koşum, taşıma ve spor işlerinde kullanılır. İklime uyma kabiliyeti iyidir. Dünyada çok yaygın olmakla birlikte en bilinenleri Arap atları ile ondan daha boylu olan İngiliz atlarıdır.

Soğukkanlı atlar daha iri, ağır yapılı, kalın ve kaba görünüşlü, kasları çok gelişmiş ve kuvvetlidir. Vücudu örten kıllar uzun, baş büyük, boyun kısa ve kalın, sağrı gelişkin ve kuvvetlidir. İklime uyma kabiliyetleri düşüktür. Hareketleri oldukça ağırdır, pulluk ve arabaları kolayca çekerler (Arden, Nonyüs ve Belçika atları).

İlginizi Çekebilir  Atlar Hakkında 22 Bilgi - Atların İlginç Özellikleri

Biyoloji

Ömrü ve Yaşam Aşamaları

Yetiştirme, bakım ve çevreye bağlı olarak modern atların ömrü ortalama 25 ila 30 yıl  arasındadır. Ancak nadiren bazı atlar adeta zamana meydan okurcasına 40’lı yaşlarını devirmişlerdir. Bilinen en uzun yaşayan at 19. yüzyılda 62 yaşına kadar yaşayan “Oldbilly” idi. Guinness Dünya Rekorları’nda dünyada yaşayan en yaşlı pony olarak listelenen Sugar Puff, 2007 yılında 56 yaşında öldü.

at nedir

At ve ponylerin yaşlarının hesaplanmasında, yarış amaçları çerçevesinde, güney Yarımkürede 1 Ocak, güney Yarımkürede 1 Temmuz veya Ağustos tarihleri esas alınır. Örneğin Kuzey Yarımküredeki yarış otoritelerinin çoğu 1 Ocak tarihini atların resmi yaşının arttığı tarih olarak kabul eder.

Atların yaşlarını tanımlamak için kullanılan bazı terimler vardır:

    • Tay: Bir yaşından küçük olan her iki cinsten bir tay. Tayların çoğu beş ila yedi aylıkken sütten kesilir, ancak taylar dışarıdan bir etki olmaksızın dört ayda da sütten kesilebilir.
    • Genç At: Bir ya da iki yaşında olan her iki cinsiyetten bir at.
  • Aygır: Dört yaşında ve daha büyük hadım edilmemiş bir erkek at. “At” terimi bazen aygır anlamında da kullanılmaktadır.
  • Kısrak: Dört veya daha büyük yaşında olan dişi at.
  • İğdiş: Her yaştan hadım edilmiş erkek at.

Boy ve Ağırlık

Atın boyu “cidago” ya da “cıdağı” olarak ifade edilen atın en yüksek noktasından ölçülür. Bu nokta, atın gövdesine göre yukarı ve aşağı hareket eden baş veya boyundan farklı olarak anatominin sabit bir noktası olduğu için kullanılır.

Atların büyüklüğü ırklara göre değişir, ancak aynı zamanda beslenmeden de etkilenir.

  • Hafif binicilik atları genellikle 142 ila 163 cm arasında değişir ve 380 ila 550 kilogram ağırlığında olabilir.
  • Daha büyük binicilik atları genellikle yaklaşık 157 cm ila 173 cm uzunluğunda ve genellikle 500 ila 600 kilogram ağırlığında olur.
  • Ağır yük atları genellikle en az 163 cm’den 183 cm yüksekliğine kadar olabilir. Yaklaşık 700 ila 1.000 kilogram ağırlığında olabilirler.

Pony

Pony ile at arasında sadece bir fark vardır. O da boylarıdır. Cidago kemiğinden ölçüldüğünde 1.48 cm’nin altında kalan küçük boylu atlara pony denir. Fakat bu durumun istisnaları vardır. Bazı yerlerde, 1.48 cm’den uzun bir at, pony olarak sınıflandırılabilir.

Kısa boyundan dolayı, biniciliğe başlayan çocuklar için ve bazı yerlerde de binek ve yük hayvanı olarak kullanılırlar. Sağlam yapılı, dayanıklı ve uysal hayvanlar. Poniler yetiştirildikleri ülkeye göre adlandırılır: İskoç Ponisi, Shetland Ponisi, Korsika Ponisa, Togo Ponisi… Türkiye’de midilliler daha çok Kuzey Ege bölgesinde yetiştiriliyor.

Genetik

Atlar otçul ve tek mideli hayvanlardır. Geviş getirmezler. Eşek ve katıra nazaran baş büyük, kulaklar küçük, yele ve kuyruk kılları daha uzundur. Przewalski ve Tarpan atı gibi yabani atlarda yele kısa ve dik kıllardan ibarettir. Atın 4 ayağında (bazı ırklarda 2 ayağında) kestane bulunur. Ayrıca atların kendisine has kişneme sesleri vardır.

Irk, yetiştirme ve çevre şartları gibi sebeplere bağlı olarak değişse de, atlar genellikle 25-30 yıl yaşarlar. Bazı ırklarda bu süre 40 yıla kadar çıkabilir. Bugüne kadar kayıtlara geçen en uzun yaşayan at, Old Billy isimli bir attır. 19. yüzyılda yaşayan Old Billy, 62 yıl yaşamıştır.

Genlerinde 64 (2n=32) kromozom bulunur. Genlerinde 62 (2n=31) kromozom bulunan eşekler ile çiftleşip, katır ve bardoya ebeveynlik yapabilirler.

Don ve Nişaneler

Atlarda vücut üzerindeki renkler ya da renk karışımları “don” olarak adlandırılmakta. Tayın doğumundan itibaren sahip olduğu ve yaşamı boyunca hiç değişmeyen donlara “gerçek donlar” denir; al (tüm vücut kızıl ve tonları), yağız (tüm vücut siyah ve tonları), doru (beden kızıl, yele, kuyruk ve bacakların alt kısımları siyah), izabel don (saman sarısı), kula don (beden sarısı, yele, kuyruk ve bacaklarının alt kısımları siyah).

Tay doğduğunda sahip olduğu dona, zamanla beyaz kılların girmesiyle sonradan oluşan donlara “türev don” denmekte. Kır don (bedendeki kızılların kızıl ve beyazla karışımı), boz don (beden, yele, kuyruk ve bacakların alt kısımlarındaki kıllardaki kırmızı ve beyaz karışımı). Bunların dışında iki ayrı donun parçalar halinde bulunmasıyla oluşan donlara alaca donlar denmekte.

Atlarda vücudun değişik bölgelerinde (alın, bacakların alt kısmı gibi) beyaz kıllardan oluşan lekelere “nişane” deniyor. Örneğin alında yıldız (alında beyazlık köşeliyse), alında akıtma (beyazlık burun üzerine doğru uzamışsa) gibi. Burundaki nişanelereyse akıtma deniyor. Tam akıtma, yarım akıtma gibi.

Bacaklarda görülen nişanelere “seki” denir. Eğer beyazlık tırnağın üzerinde çorap şeklindeyse tam, biraz daha yukarısındaysa yüksek, dize kadar uzanıyorsa çizme seki adını alır.

Üreme ve Büyüme

atların üremesi

Kısrakların gebeliği ortalama 335-340 (11 ay) gün sürer. Genellikle tek bir tay doğururlar. İkiz doğum çok nadirdir. Yeni doğan tay çok kısa süre içinde ayakta durabilir ve peşinden de koşabilir.

Erkek ve dişi taylar 18 aylık iken üreme yeteneğine sahip olurlar ancak  üç yaşına gelmeden çiftleştirilmeleri ve dişi tayın gebe bıraktırılması doğru değildir. Atların ırkı, boyu, cinsiyeti, uygulanan bakım ve beslenmeye bağlı olarak değişmekle birlikte, bir atın kemikleri 5-6 yaşına kadar büyümeye devam eder. Bir tay 4 yaşına geldiği zaman artık o yetişkin bir at olarak kabul edilir.

Anatomi         at anatomisiKas ve İskelet sistemi

Kemik sayısı değişse de, genellikle iskeleti oluşturan yaklaşık 205 tane kemik vardır kuyruğunkiler hariç). Atın insan ile arasındaki en büyük fark, insanlarda köprücük kemiği (clavicle/collar bone) olarak adlandırılan kemiğin atlarda olmamasıdır. Atların bacak kemikleri omurgaya güçlü kaslar, tendonlar ve bağ dokuları aracılığıyla bağlanır.

at kas ve iskelet sistemi

İskelet kaslara destek ve iç organlar için koruma sağlar ve parçaları atın farklı hızlarda hareket etmesine, uzanmasına veya otlatmasına izin verecek yeterli hareket kabiliyetine sahiptir.

Bir atın vücudunda 128 kas vardır. Bunlar, hareket üretmek için gevşeyen ve kasılan bağ doku liflerinden oluşur. İki tip kas vardır: yüzeye yakın ve at tarafından kontrol edilen istemli kaslar ve iç organları kontrol eden istemsiz kaslar. Bu kasların, 52’si gövde de, 23’ü önde, 33’ü arkada, 20’si de baştadır. Atın kasları glikojen bakımından çok zengin bir yapıya sahiptir.

Dişler

Atlarda toplam 36 diş bulunur. Bu dişler ot yemesine uygun olacak şekilde adapte olmuşlardır. Önlerde; üst çenede 6 adet, alt çenede 6 adet olmak üzere toplam 12 adet kesici diş bulunur. Kesici dişlerin en önde, ortada bulunanlara ön kesici, bunların da yanındakilere orta kesici, en dıştakilere ise son kesici adı verilir.

Çenenin yanlarında ise 12 adet üst çenede, 12 adet alt çenede olmak  üzere 24 adet azı diş vardır.

Taylarda süt dişleri bulunur. Bunlar kalıcı dişlere göre daha ufak yapılı ve beyaz renklidir. Kalıcı dişler sarı renkli ve daha iridir. Süt olsun kalıcı diş olsun hepsinin üst kısmında “arpacık çukurluğu” adında bir çukur bölge bulunur. Arpacık çukurluğunun durumu yaş tayininde çok önemlidir.

Atın yaşı da, dişlerinden, özellikle azı dişlerinin aşınmasından belli olur.

Sindirim

Ot yiyip geviş getirmeyen atlar, hızlı ve uzun süreli koşma yeteneğini kazandıran metabolizması eşsizdir.

Yabani atlar günde yaklaşık % 60-80 oranında beslenme için harcarlar , bu sırada 5 ila 10 kilometre arasında seyahat ederler.

atın sindirim sistemi

At sindirim sistemi, sonuç olarak, az miktarda yiyeceği sık sık işlemek için tasarlanmıştır. Aslında atların midesinde, kendi aksine, onlar eğer sürekli asit üretirler ve vardır otlatmak yapamaz, fazla asit, ülser gibi sindirim sorunlarına neden olabilir kolik .

Bir atın sağlığının hem fiziksel hem de zihinsel olarak kan dolaşımını iyileştirmek , yaralanmayı azaltmak ve can sıkıntısını azaltmak için sürekli harekete bağımlı olmasıyla desteklenir.

Yürüyüş Şekilleri

Atların yürüyüş şekilleri; adeta, süratli ve dörtnal olmak üzere üç çeşittir. Bu üç yürüyüşün atın topluluk derecesine göre uzayıp kısalan adım ve sıçrayışları vardır. Her üç yürüyüş kararında, atın topluluk derecesine göre, mesafe alıcı adımlar ne kadar uzasa veya kısalsa yürüyüş temposunun aynı kalmasına, temponun değişmemesine, büyük bir itina gösterilmelidir.

İlginizi Çekebilir  Atların Yürüyüş Şekilleri - Adeta, Süratli, Dörtnal

Zeka ve öğrenme

At zeki değildir. Buna karşılık yer tanıma hassası vardır. Çok hassastır ve iyi bir hafızası vardır. Binici atın bu özelliklerinden bütün eğitim ve çalışma süresince yararlanmayı bilmelidir. Bir hareketi başardığında okşanır ve sevilirse bunu hiç unutmaz. Verilen cezayı da hatırından çıkarmaz. Bu sebeple ata ceza vermekten mümkün olduğundan kaçınılmalıdır.

en güzel at resimleri

Atın en önemli özelliği öğrenme yeteneğidir. At öğrendiğini unutmaz. Örneğin çok uzaklardan evinin yolunu bulur. Sahibiyle anlaştıktan sonra, onun geçtiği yollarda nasıl davrandığı, nerede durduğu, nerede su içtiği belleğine kazılır. Öğrenme yeteneğinin bir sonucu da “huylu” veya “hisli” olmasıdır. Taya ilk eyer vurulduğunda, üstüne ilk insan bindiğinde kendisine nasıl davranıldığı, onun da binicisine karşı davranışını etkileyecektir. Şiddet, tereddüt veya sevgi karşılığını görecektir. Atın yapabileceklerinin azamisini yapması ve bunları yaparken kendisinin ve binicisinin risk almaması, bu eğitimle ve eğiticisinin ustalığı, kullandığı yöntemin başarısıyla ilgilidir.

Mizaç

Atlar memelidir ve soğukkanlı veya poikilotermik (bulunduğu ortama göre vücut ısısı değişen) hayvanların aksine sıcakkanlı veya endotermik (çevre sıcaklığından bağımsız olarak iç ortamlarının sıcaklığını sabit) canlılardır.

Bununla birlikte, bu kelimeler vücut ısısının haricinde, at terminolojisinde atların mizacını tanımlamak için de kullanılır. Örneğin, birçok yarış atı “sıcakkanlı” daha fazla enerjik iken, çoğu ağır yük atları “soğukkanlı” yani daha sessiz ve sakindir. Bazen “sıcakkanlılar” “hafif atlar” veya “binicilik atları” olarak sınıflandırılırken, “soğukkanlılar” “ağır yük atları” veya “iş atları” olarak sınıflandırılır.

“Sıcakkanlı” at ırkları arasında Akhal-Teke, Arap atı, Barb ve şimdi nesli tükenmiş Türkmen atı ve Safkan İngiliz atı vardır. Sıcakkanlı atlar heyecanlı ve cesur olma eğilimindedir ayrıca çabuk öğrenirler. Onlar çeviklik ve hız için yetiştirilir. Fiziksel olarak zarif -ince derili, ince ve uzun bacaklıdırlar.

Kaslı, ağır yük atları, sadece güçlü oldukları için değil, aynı zamanda bir pulluk veya insanlarla dolu ağır bir araba çekmek için gereken sakin ve dayanıklı bir mizaca sahip oldukları için “soğukkanlı atlar” olarak bilinir. “Uysal devler” adıyla da tanınırlar. İyi bilinen ağır yük atları arasında Belçika ve Clydesdale vardır. Percheron gibi bazıları, daha hafif ve daha canlıdır, arabaları çekmek veya daha kuru iklimlerde geniş tarlaları sürmek için geliştirilmiştir. Shire gibi diğerleri, daha yavaş ve daha güçlüdür. Soğukkanlı at ırkları bgazı pony ırklarını da içerir.

Uyku Düzeni

Yetişkin atlar bir günde yaklaşık üç saat uyurlar. Uykunun uzunluğu ve türü diyet, sıcaklık, çalışma, gebelik ve cinsiyetten etkilenir. Her uyku evresinin süresi bir seferde sadece birkaç dakika sürer. Genç atlar yetişkin atlardan daha fazla uyuma eğilimindedir. Yaşlı atlar daha sık uyuyabilir.

Yeni doğan bir tay sık sık kestirmek için uzanır ve yaklaşık üç aylık olana kadar günün yaklaşık yarısını uykuda geçirir. Yavru büyüdükçe, şekerleme sıklığı azalır ve yatma yerine ayakta durmaları daha olasıdır. Havanın bir atın nasıl uyuduğu üzerinde büyük bir etkisi vardır.

İlginizi Çekebilir  Atlar nasıl uyur biliyor musunuz?

Evcilleştirilmesi

Atların evcilleştirilmesi yaklaşık 5.000 ila 6.000 yıl önce Asya’da başladı. Başlangıçta bölgede yaşayan kabileler atın eti, sütü ve derisinden faydalandı. Ayrıca atlar, insanların  hareketliliklerini artırmaya yardımcı oldu. Atlar daha sonra yükleri ve arabaları çekmek için kullanıldı. Bu da beygir gücünün ulaşım ve savaşta hayati bir unsur haline gelmesine yol açtı.

at

Atın binilen ilk atası Alt Eosen’de (54-38 milyon yıl önce) yaşamış olan Kuzey Amerika ve Avrupa’daki fosilleriyle de tanınan Eohippus adıyla bilinen otçul memeli. İnsanların mağarada yaşadığı zamanlardaki çizgilerinden, daha sonraları kayalardaki oymalardan, resimlerden, heykellerden eski madeni paralardan bazı iskelet kalıntılarından elde edilen bilgiler ışığında, günümüz atlarının, kökenlerini Przewalski (Yabani Moğol ya da Asya Atı) ve Tarpan denilen yabani atalarından aldığı düşünülüyor.

İlk insanlar, yemek için diğer yabani hayvanları avladıkları gibi atları da avladılar. Sonra atların onları bir yerden bir yere daha hızlı ve kolay taşıyabilecekleri, diğer yabani hayvanları avlamada kendilerine hız kazandırabileceğini keşfettiler. Derken savaş, taşıma gibi birçok işte kullanmaya başladılar. Buhar makinesinin bulunmasıyla atların pabucu dama atılmış gibi görünse de, bugün insanlar atları işte kullanmak yerine yarış, binicilik gibi sporlarda kendi zevkleri için kullanmaktalar.

Atın Kökeni

Bugün yeryüzünde bulunan evcil atların kökenini Przewalski ve Tarpan adı verilen yabani atların teşkil ettiği bilinmektedir. Bu yabani atlardan Przewalski (yabani moğol atı) bugün dahi Sibirya ve Moğolistan ormanlarında yabani olarak yaşamaktadır. Bugün büyük hayvanat bahçelerinde bunun örnekleri bulunmaktadır.

atın kökeni

Vahşi Atlar

Bugün yeryüzünde bulunan evcil atların kökenini Prezewalski (preçevalski=mongol) ve Tarpan adı verilen yabani  atların teşkil ettiği bilinmektedir. Bu yabani atlardan Prezewalski (Equus  prezewalski) bugün dahi Sibirya ve Moğolistan ormanlarında yabani olarak yaşamaktadırlar. Bugün Avrupa hayvanat bahçelerinin hemen hepsinde Prezewalskiatı mevcuttur. Bu yabani at tipinin geçmişte çok fazla ve sürüler halinde yaşadığı bilinmektedir. Bu at 127-134 cm cidago yüksekliğinde, derin ve geniş bir beden yapısına sahip olup, büyük başlı  kalın boyunlu  bir  hayvandır.Bacakları  kuvvetlidir,  don  sarı kırmızımtırak esmerdir. Ağız etrafı ve karın altı açık renkte kıllarla örtülmüştür. Sırtında koyu renkli kıllardan ester çizgisi (katır çizgisi) bulunur. Yele koyu renkte kısa ve dik, kuyruk koyu renkte ve üst kısmı kısa kıllarla örtülüdür.Bu at göçlerle Avrupa’ya ve güney Asya’ya gelerek ve Tarpan tipi ile karışarak çeşitli evcil at ırklarının çıkışına sebep olmuştur.

Diğer yapani at ırkı Tarpan atıdır (Equus tarpan). Tarpan atı bugün yeryüzünden tamamen kaybolmuş olup (son Tarpan atı 1887 yılında ölmüştür), yabani hayatta bile örneklerine rastlanmamaktadır. Paleontolojik araştırmalar bu atın, Güney Rusya’dan Kafkaslara kadar uzanan bölgede yaşamış olduğunu göstermektedir. Tarpan ufak boylu, 130 cm cidago yüksekliğinde, beden yapısı prezewalski atına nazarandaha ince görünüşlü başı asil ve küçüktü. Bedeni örten kılların yani donunun sincabi olduğu bilinmektedir. Tarpan atı başta Arap atı olmak üzere güney Asya ve Afrika’da Arap atına yakın at ırklarına köken teşkil etmiştir.

Batının  bugünkü soğukkanlı at  ırklarının Equus  robustus’tan  kök  aldıkları  kabul edilmektedir. Buna diluvial (Tufan) atı adı da verildiği gibi Equus  caballus robustus,  Equus germanicus da denilir.

Mitolojide Atlar

Yunanistan’da at MÖ 2000 yılına doğru getirilmiş ve özellikle MÖ 7. yüzyıldan itibaren ıslah edilmiş. Özenle kuşatılan at, binek olarak, yarışlar ya da savaşlar için zenginlere özgü bir lüks durumuna gelmiş. Bir efsane at olan Skiphios’a, Poseidon (deniz tanrısı) tarafından Teselya’da can verilmiş olduğunu söyler. Eski Yunan’da beyaz bir aygır, tanrılara sunulabilecek en değerli kurbandı. Yunan miyolojisi de, atla insanın bütünleşmesinin en belirgin simgesi, yarı at – yarı insan Kentaur’u yarattı.

Evcil Atlar

evcil at

Günümüzde pek çok at ırkı var. Ama genel olarak soğuk sıcakkanlı ırklar olarak ayrılırlar. Bu vücut sıcaklığıyla ilgili değil. Soğukkanlı ırklar kuzeyde çok soğuk iklim koşullarına dayanıklı kasları iyi gelişmiş ve sakin bireylerden oluşur. Günümüzde önemlerini kaybetmişler.

Sıcakkanlılarsa güneyde sıcak ve ılıman yerlere uyum sağlamış, biraz daha zayıf ve daha doğurgan atlar. Daha çok yarışlarda ve sporda kullanılıyorlar. En ünlüleriyse Arap atı ve ondan türeyen İngiliz atı. Bunların dışındaki ünlü yük atlarıysa İngiltere’de dünyanın en iri atı olan Shire ve Clydesdale, Fransa’da Perchreon, Almanya’da Noriker.

Arap Atı

Arap atı, kökenini Orta Asya steplerinin yabani atı olan Tarpan’dan (Equus tarpan) aldığı kabul ediliyor. MÖ 2000 yıllarından 1930’lara kadar Arap Yarımadası ve çevresinde yetiştirilirken Arap ülkelerinde ekonomik durumun petrole bağlı olarak iyileşmesiyle yetiştiricilik önemini yitirmiş. Türkiye’deyse devletin haralar kurarak at yetiştiriciliğini desteklemesiyle Tigem (Bursa), Suruç (Urfa) gibi haralarda çok iyi Arap atları yetiştirilmektedir. Arap atının dış görünümünde beden yapısındaki uyum dikkati çeker: Baş küçük, sivri ve hareketli; alın geniştir ve bazen hafif bir içbükeylik görünür. Deri ince ve yumuşak olup tüyleri parlak ve kısadır. En çok al, kır ve doru donları, az olmakla birlikte yağız don da görülür. En ayırt edici özelliğiyse dörtnala koşarken kuyruğunu yukarıya kaldırması. Kalkan kuyruk havada “S” şeklinde kavis yapar. buna da kuyruk tutma denir Bir özelliği de, çölde kum fırtınalarına karşın burun deliklerini ince bir yarık haline gelecek şekilde kapatabilmesidir. Çeki, binek ve yarış yeteneği olan sağlam bir beden yapısı, sakin görünüş ve yüksek bir kalıtsal güce sahiptir. 3-4 ay süreyle günde 70-80 km yol yürüyebildiği biliniyor. Gebelik süresi, aşım (döllenme) yapılan aya bağlı olarak 334-342 gün. Arap atı bugün yeryüzünde bulunan ırkların en eskisi ve kendi içinde çeşitli tiplere ayrılmakta: erkekliği, gücü ve dayanıklılığı temsil eden “küheylan”; “dişiliği, güzelliği ve inceliği temsil eden “seklavi”; sertliği ve süratiyse temsil eden “maneki”.

İngiliz Atı

İngiliz atı dediğimiz safkan yarış atı, 250 yıldan uzun bir süre önce geliştirilmeye başlanarak bu ırkın oluşturulmasında birçok aygır ve kısrak kullanılmıştır. En önemli aygırlar “Byerler Turk, Darley ARabian ve Gololphine Arabian”. Atletik yapıları ve yüksek fiyatlarıyla diğer ırklardan hemen ayrılıyorlar. Arap atındaki sakinlik İngiliz atlarında yoktur.

Baş büyük ve uzun, gözler Arap atına göre küçük, kulaklar uzun, sivri ve az hareketlidir. Alın dar, burun delikleri büyüktr. En çok al ve doru, az olarak da kır ve yağız donlar görülür.

Dörtnala koşarken kuyruğunu serbest bırakır. Gebelik süreleri aşım ayına bağlı olarak 330 – 340 gün. İngiliz atı yalnızca spor ve yarışlarda kullanılır ve onun için yetiştirilir. Ayrıca at ırkları içinde en hızlı koşan ırktır.

Bkz: At Irkları

At ve İnsan

Tarihin atların sırtına yazıldığı söylenir. Evcilleştirilmelerinin kesin tarihi genellikle tartışmalı olmakla birlikte, M.Ö 3.500 yıllarında başladığına inanılmaktadır. Bu süreçte atın kullanımı, insanlığın seyahat, çalışma, savaşma, iletişim kurma ve oyun oynama şeklini derinden ve temelden değiştirdi (MacPhee ve Olsen, 2008).

at ve insan

 

At hala gelişmekte olan bölgelerde bu görevini yerine getirmeye devam ederken, sanayileşmiş dünyada eğlence ve spor için kullanılmaktadır. Bununla birlikte, insanlar tarih boyunca atlarla yakın ilişkilerinden etkilenmiş ve davranışları şekillendirilmiştir.

Spor

Yarışmak, hayatta kalma mücadelesinden (doğal seleksiyon) dolayı insan ve hayvan için bir içgüdü olsa gerek. İnsan da hayvan da, kendisinden hızlı biri olmasından hoşlanmaz. Hızlı ve iyiyi geçmek için sürekli bir değişim yaşanır.

Biniciliğin ve at yarışlarının kesin bir başlama tarihi yok. Bu da bu işin çok eskiye dayandığının bir kanıtı. Yüzlerce yıldır imparatorlar, krallar büyük tavlalar (barınakları) yaptırarak çok iyi atlar yetiştirip yarıştırdılar. Bu nedenle atlı sporlar “kralların sporu” olarak da tanımlanır. Zamanla düzenli olarak yapılmaya başlanan yarışlar, daha sonra çeşitli şekillere de uyarlanmış. İlk engelli koşu, belki de insanların kırlarda atla avlandıkları dönemde, binicilerden birinin, bir diğerine, çok uzaktaki bir kaleye kadar yarışmayı teklif etmesiyle başladı. Bu onların en kısa yolu seçmeleri, küçük dereleri, bazı çitleri aşmaları, dik yamaçlara tırmanmaları demek. Böyle köyden köye, kaleden kaleye başladığı düşünülen binicilik, daha sonra belirli noktalardan geçerek belirli bir yere belirli zamanda ulaşma gibi kurallarla düzenlenmiş. Bunun dışında, ponilerle başlayan polo (at hokeyi), engel atlama, cirit gibi çeşitli sporlar da yapılmakta. Bugün hangi yaşta ve durumda olursanız olun herhangi bir atlı spor kulübüne gittiğinizde size uygun bir at ve yapabileceğiniz spor var. 4-5 dersten sonra kendi başınıza ata hükmedecek duruma geliyorsunuz. Yoğun iş temposu arasında akşamları dostlarınızla yapacağınız küçük kır gezintileri sizi hayata daha sıkı bağlayabilir. Atlı sporların en güzel yanıysa başka bir canlıyla yapılabilen tek spor olması.

Binicinin ve atın kondisyonunu geliştirmek için savaşa hazırlık kapsamında yapılan askeri eğitimler ile at üstündeki eğlence ve cesaret gösterileri zaman içinde birçok atlı spor çeşidinin ortaya çıkmasını sağladı. Türkler de, at üstündeki maharetlerinden dolayı halen bu sebeple biniciliği ata sporu olarak kabul etmektedir.

At günümüzde spor, eğlence ve yarışma amaçlı kullanılmaktadır. Uluslararası Binicilik Federasyonu’nun (FEI) kabul ettiği engel atlama, at terbiyesi, üç günlük yarışma, atlı dayanıklılık, atlı araba yarışları, reining, atlı jimnastik ve paralimpik atlı spor dışında cirit, polo ve düz koşu gibi birçok atlı spor geleneği günümüzde yaşatılıyor. Engel atlama, at terbiyesi ve üç günlük yarışma Olimpiyat Oyunları’nda yarışma kategorisinde olan, erkek ve bayan yarışmacıların bireysel ve takım yarışlarında eşit şartlarda yarıştıkları üç disiplindir.

Atlı Terapi

Atlı terapi çocukların duruş, denge, fiziksel ve mental gelişimlerini geliştirir. Kasların koordinasyonu, dengenin sağlanması, kontrol etme, adaptasyon süreci, esneklik, odaklanma gibi bir çok yarar sağlar. Hipoterapi özellikle dikkat dağınıklı ve otizm durumlarında çok iyi sonuç verir. Engelli bireylerin yaşama dâhil olması ve kendine yetebilecek düzeye gelebilmesi için oldukça önemli olan tedaviyi yine uzman kişiler yürütür. Her at tedavi için uygun değildir. Tedavide kullanılacak atlar eğitimli atlar olmalıdır. Binmesi kolay olan ve sakin atlar tedavi için en uygun atlardır. Atlar eğitilirken sırtına binen kişinin komutunu almaz.

Bakım

Kaynakça

At Yetiştiriciliği, Prof. Dr. Rafet Arpacık

Atçılık, Doç. Dr. Orhan Yılmaz

Yoldaşımız At, Kudret Emiroğlu – Ahmet Yüksel

At 1
Yusuf Sarıkaya
Yusuf Sarıkayahttps://www.yusufsarikaya.net
yiğit yiğidin yoldaşı, at yiğidin öz kardaşı

Bunları mı Aramıştınız?Benzer İçerikler
Arama Sonuçlarınıza Göre Oluşturuldu