Atatürk’ün Atları Sakarya ve Çankaya

Atatürk'ün atının adı ve atlarıyla ilgili hikayeler

1154

Türkler ve atlar… Her daim yan yana anılan iki kavramın derinlikli bir geçmişe sahip olduğunun bilinmesi gerekir. Atatürk’ün at sevgisinin de temelini oluşturan tarihi ve kültürel kod hazinelerinin Orta Asya’daki geçmişimize denk dayandığını söylemek mümkündür. At sırtında, vuruşa vuruşa Anadolu’ya kadar gelen Türklerin, kendilerinden katbekat üstün Bizans ordusunu akıncı ve öncü birliklerle psikolojik çöküntüye uğratmasında da atlara duyulan güven ve sevgi yatar.

Ah eski at sevgisi…

Her ne kadar tarihi derinliğinden övünerek bahsetsek bile günümüz at sevgisi, tarihi kültürümüzdeki ile yakından uzaktan hiçbir alakası yoktur. Atları da kapitalizmin kölesi haline getirmeyi başaran ve bunu modernlik addeden bir millet olarak bir kez daha at ile Türk arasındaki kültürel kodları kapitalizme heba etmiş olmanın hüznü içerisindeyiz. Bu hisse ortak olanların at, avrat ve silah üçlüsünün neyi ifade ettiğini anlayan, bilen ve gören kişiler olduğuna şüphe yoktur.

Tarihi kodlarımızı yeniden hatırlamamız halinde Atatürk’ün de at sevgisinin nereden geldiğini, kime miras bırakıldığını anlamak asla zor olmaz. Ancak bugün at ve Türk arasındaki ilişki eskisi kadar canlı ve dinamik değildir. Sadece tarih kitaplarındaki o zaman ait araç olarak lanse edilen ve Türkler için atın asıl mana ve önemine değinilmeyen içeriklerden doğru bir görüş sahibi de olunamaz.

Atatürk atları neden severdi?

Türkler için at bir oğul mesafesindedir. Yedirilir, içirilir, tımar edilir, sevilir, okşanır ve atla kurulan duygusal bağ korunurdu. At sırtında olmak, yayan olmaktan çok daha güvenilir sayılırdı. Türklerin atlarla beraber doğduğuna ve yaratıldığına inanılırdı. Dede Korkut hikayelerinde de Türkler ve atlarla ilgili birçok destansı hikayeye yer verilir, “At işler, er övünür” atasözleri ile atın kültürümüzdeki yeri lisana da yansırdı.

Bir savaş aracı olarak değil, savaştaki kardeş olarak görülen atın savaşı kazanma ve kaybetmedeki önemine inanılırdı. Bu nedenle çok uzun soluklu seferlerde bile ordularımızın savaş meydanındaki üstünlükleri olurdu. Bunda, atlara bir insan gibi bakmanın ve onları önemsemenin etkisi büyüktü. Hem Anadolu Selçuklu hem de Osmanlı Devleti’nde birçok büyük savaş atların cevval olmaları ile de ilgiliydi.

İlginizi Çekebilir  Türk Halk Efsanelerinde At

Atlar, milli mücadelede de etkin olarak kullanılmıştır. Tarihimizdeki atın yeri ve önemi Milli Mücadele yıllarında da asla yerini kaybetmemiş, Atatürk ve silah arkadaşları tarafından iyi bir ata sahip olmak zafere yakın olmakla ilişkilendirilmiştir. O dönemdeki insanların ata olan düşkünlerinden faydalanılmak amacıyla at yarışları düzenlenir, büyük kalabalıklar bir araya getirilir, daha sonra da Milli Mücadele ile ilgili konuşmalar yapılırdı. Halka hitap edilen konuşmalarda Atatürk de önemli roller alır, Milli Cidal’in başarılı olmasını sağlayacak şuur verici konuşmaları ile milleti heyecana getirirdi.

Atatürk’ün Atının Adı

Atatürk ve silah arkadaşlarının at ev zafer arasındaki ilişkiyi en iyi yansıtan durumlardan biri de Atatürk’ün en sevdiği atlardan birisine Sakarya adını vermiş olmasıdır. Daha çok savaş yıllarında kullandığı atının adı ise Çankaya idi.

Atatürk’ün Latife Hanım’a At Hediye Etmesi

Atatürk, çok sevdiği atını yine çok sevdiği gönül sultanı Latife Hanıma hediye eder. O dönemin en büyük varlıklarından ve hazinelerinden birisinin at olması nedeniyle bir erin hanımına at vermesi de ona olan düşkünlüğünün bir nişanesi olarak görünürdü. Bir insana çok değer verdiğini göstermek isteyenlerin hediye olarak atı seçmesi önemli bir sevgi ve saygı göstergesi olurdu. Bu gelenek, devlet adamları arasında yapılan hediyeleşmede de kendini gösterirdi. Büyük devlet adamları, çok sevdikleri atları birbirlerine hediye eder ve bunu kazançlı bir diplomatik adım olarak görürlerdi.

Atatürk’ün at sevgisini yansıtan fotoğraf ve videolar

Tarih kitaplarında Atatürk ve at sevgisine ayrı bir yer verilmesinin nedeni tarihi vesikalardır. Kendi çiftliğinde onlarca atı bulunan Atatürk’ün zamanının bir bölümünü atlarıyla beraber geçirdiği, onları kendi elleriyle beslediği ve tımar ettiği bilinirdi. Devlet işleriyle meşgul olmasına rağmen atlara olan sevgi ve düşkünlüğünden bir lahza bile feragat etmeyen Atatürk’ün atlarla beraber çekilen fotoğrafları, at sevgisinin en önemli şahitleridir.